25 Şubat 2020 Salı

Bir teyibin kasediydi bu sevda miadı doldu


Bir gün öylece yatağımda uzanırken içimin ezileceği bir haber almıştım. içimin ezileceği diyorum çünkü biliyordum çünkü hissediyordum. 

Oturup özlemekten ağlamıştım. o gün ilk defa özlemekten oturup ağlamıştım. insan ne tuhaf. kavgalar kıyametler, mutluluktan göz dolmaları filan derken elinde avucunda kalan hiçi özleyerek ağlayabiliyor.

Ben bir yerlerde oturmuş özlemekten ağlarken başka yerde başkalarının hayatlarına güldükleri haberi çok ağır gelmişti. sevgi, aşk değil bu. değer verip vermemek değil. o gün ilk defa deli gibi özlemekten ağlamıştım. 

Kaybetmekten çok korktuğun her şeyi kaybetmenin kekre bir tadı kalıyormuş insanın ağzında. enteresan gerçekten. insan o türlüsünü hiç düşünmüyor. insanın gözü dünyaya körleşiyor ve insan bir dünyaya tapıyor. açıklayamam ama bilinir bu. her tecrübesiz insan bunu yapmıştır ömründe bir kere de olsa.

Ben bunları bir mezarlığın içindeki bir tabuttan yazıyorum ama kim bilir kimler kimler nerelerden okuyor.

Ama insan alışıyor. içine sığmayanlara rağmen. içinde yananlara rağmen. içinde kalanlara rağmen. 

Ve içinden çıkamadıklarına rağmen. 

Ben de alıştım. iyisine kötüsüne. ağlamasına gülmesine. kah kafama vurula vurula kah olduğum yerde duruluna kadar öğrendim. kimse böyle olsun istemezdi, anlıyorum. kimse o türlüsünü düşünmezdi, anlıyorum.

İnanır mısınız her şey öyle silik ki. zihnim üzerinden belirli bir zaman geçtikten sonra iyi kötü ne varsa siliyor. yine boş ekranlarla ve imleçlerle bakışıp ne yazmam gerektiğini düşünüyorum ama yok. sıfır. hiç. kalmamış. değmemiş. değememiş bana, hayatıma. dokunamamış, iz bırakamamış. 

Eskiden olan ben olsaydı şu an unutmamak için zihnine çiviler çakıyor olurdu. hayırdır, batıyor, acıtıyor ama çakmaktan vazgeçmiyorsun değil mi? der alay bile ederdi benimle içimdeki o ses. eskiden olsa madem unutacaktın madem silecektin neden yaşanmasına izin verdin, neden o kadar canının yanmasına izin verdin? diye kendiyle kavga edip dururdu.

Ama geçti. ama bitti. öğrendim. büyüdüm. içim ezildi ama ben kalktım televizyondan haberleri izledim. ses etmedim. konuşmadım. kimseye anlatmadım. çünkü öyle olması gerekiyordu. çünkü hayat biraz da böyle bir şeydir. 

Bu yazı ben istemememe rağmen, sıkı sıkı tutmama rağmen, çok sevmeme rağmen, yaralamaktan çekinmeme ve yaralamaktan korkmamama rağmen, dünyayı tersine de döndürmeme rağmen, dünyayı yakıp yıkmama hatta kurtarmama rağmen miadı dolan kasetlere ithaf edilmiştir. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder