Onlarsız yapamam sandıklarım bensiz yapabiliyormuş inanabiliyor musunuz
Acı çektiğini fark edemeyecek noktaya ne zaman geliyor insan ve bunu fark ettiği ana?
Uyurken çizdiğim bileğimin yarası geçti ama izi kaç aydır geçmedi. öpseydi geçerdi dedim geçen gün uyandığımda. uzun uzun ellerimi izledim çünkü biliyordum "ya bu eller öpülür ya ben öldürülür"düm. doğruydu, öpseydi geçerdi belki ama öldürmek kolayına geldi. ama neredeydi? o koku neredeydi? o öpücük neredeydi? o şefkat neredeydi? kaçıp gidebileceğim o yer neredeydi? sığınabileceğim o omuz neredeydi? yaslanabileceğim o duvar neredeydi?
Hiçbir fikrim yoktu. olmasındı da zaten.
Hayatımın bir sene önceki haliyle bugünkü halini kıyaslamaktan ne yapacağını bilmeyen bir varlığa evrildim. evrildim evrildim de ne işe yaradı hiçbir şey bilemedim. hayatımın bir ay önceki haliyle bugünkü halini kıyasladığımda değişen bir sürü şey bulabiliyorum ama. ama zamansızlık bu mu? ama yanlış mı? ben ilk hatayı nerede yaptım? ben zinciri nerede kırdım? ben hangi noktada kendim olmaktan bu kadar ödün verdim de başıma gelenleri fark edemedim? ben sırf mutlu olsunlar diye insanlar için çabalarken onların arsızlıklarını nasıl fark edemedim? nasıl oluyordu da dışarıdan bakan biri benim hırpalandığımı gördüğü halde parmağını bile kımıldatmıyordu? ben bu çağa ayak uyduramam. olmaz. aklım havsalam almaz. aldırırım sandım ama almazmış güzel bir ders oldu. şimdi önüme dönüyorum yüzümü. geçmişe bakmıyorum. gelecek için endişelenmiyorum çünkü biliyorum başaracağımı. o kadar çok şeyin üstesinden geldin ki. daha fazla olamaz dediğin dahil, hepsi. kendine inancının kırılması dahil, hepsi. kimsesiz kalmak dahil, hepsi. emeğinin suratına tokat oluşu dahil, hepsi. elini bırakmaları dahil, hepsi. tüm bağlarını koparmaları dahil, hepsi. senin onları kurtardığın uçurumlardan seni aşağıya itmeleri dahil, hepsi.
"Her şey ben yaşarken oldu bunu bilsin insanlar."
İşte tüm bunların hepsi şimşek çakması gibi bir anda aklıma geldi. farkındalık. gecenin üçünde mutfakta kulağımda bir İsmet Özel şiiri vardı. anı. akşamdan kalma bayat çayla siyah zeytin yiyordum. hasret. gece içilen çaylara inanıyordum ve zeytinleri tek sayıyla yemeye. çocukluk. gözümden habersizce düşüp çeneme doğru süzülen o yaşla uyanmıştım. acı.
Acıdan uyuyamamakmış bunu yeni anladım. acı çekiyormuşum. yeni fark ettim. yeni fark ettiğimi bile yeni fark ettim.
Boş ver bunları sağlığın yerinde mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder